Rüyalarım işim oldu
Kocaeli'nin incisi denince akla Değirmendere gelir. Samimi, dostane ve sakin ortamıyla, sahilindeki mavinin farklı farklı tonlarıyla İzmitlilerin vazgeçilmezidir Değirmendere.
Esnafı da bir o kadar kendine has ve özgündür. Plakçı Ahmet Kara'nın hikâyesi de o özgün ve samimi hikâyelerden biri. Değirmendere'nin meşhur “Plakçı Ahmet'i” ile yaptığımız röportaj sizleri de yıllar öncesine götürecek. Sizleri, Plakçı Ahmet'in küçücük dükkânının kapısından geçmiş yıllara açılan bir zaman tüneline davet ediyoruz. Nostalji dolu sayfalara hazır olun…
Plakçı Ahmet, Değirmendere'nin o eski yıllarını anlatıyor: “Değirmendere her zaman apayrıydı. O zamanlar buradaki gazinolar çok ünlüydü. Tüm İzmit buradaydı diyebilirim. Eğlence, müzik, hayata dair ne varsa Değirmendere'de vardı. Çok güzel yıllardı. Ben de o yıllarda insanlara müzik dinletiyordum, hep müziğe ilgi duymuştum. Paradan da ziyade müzik benim için bir zevkti ve albüm alıp satarken keyif alıyordum. Çocukluktan belliymiş hangi yolda yürüyeceğim. Rüyalarım, işim oldu ben de bundan çok memnunum.”
“Yıllar geçti ama plağın, kasetin yani o eskilerin keyfi hiç bitmedi. Hatta eskiye özlem artarak çoğalıyor. Yeni müzikler zaten her yerde, ben eskiyi farklı kılıyorum, anıları canlı tutuyorum. Çoğu zaman yaşlı insanlar dükkânıma uğrayıp geçmişi hissetmek için plaklarımı dinliyorlar. Bu atmosfer çok farklı. Gramofondan, o eski pikaplardan çıkan sesleri başka hiçbir yerde bulamazsınız. Gençler de ilgi duymaya başladı. Koleksiyon yapmak isteyenlerden tutun da yalnızca keyfe dinlemek olsun farklı yaş guruplarından pek çok insan burada bir araya geliyor.”
“Bugünün teknolojisiyle de kıyasladığınızda plaklar daha sağlam. 40-50 senelik plaklar hala ilk günkü gibi sapasağlam. Sesler de açıkçası daha net ve tok oluyor. Ben eskinin keyfini yenilerden alamıyorum. Şimdi yeni şarkılar için de görünüşte plaklar yapılıyor ama onlar da eskinin tadını veremez. Artık eskiye doğru bir yönelim söz konusu ve bu nedenle eskiler daha kıymetli oluyor diyebilirim.”
“Ticaretten öte bu iş bir zevk işi. Bazen bazı esnaf arkadaşlarım benim işimi küçük görebiliyor. Altı üstü eski püskü şeyleri sattığımı söyleyenler oluyor. Ama ben burada bir tarihi canlı tutmaya çalışıyorum. Burası bir tarih arşivi gibi, ben de zamanda yolculuk yapıyorum. Ancak Değirmendere'nin dışına da çıkabildiğime ve ismimi duyurabildiğime göre işimi de düzgün yapıyorum demek ki. Sevdiğiniz işi yaptığınızda çalışmış sayılmazmışsınız. İşte ben de tam bunu yaşıyorum, hayalimdeki işi yapıyorum.”
Dükkânımın isminin de bir anısı var. Acı bir hatıra da diyebiliriz. Deprem zamanında önceki dükkânım yerle bir olunca şimdiki dükkâna geçmek durumunda kalmıştım. O günlerde beni ziyarete gelen ve kasetler verdiğim Değirmendere öğrencileri, dükkânıma bir isim vermek için öğretmenlerine danışmışlar. Öğretmenleri de öğrencilerle birlikte dükkâna “MetKar” ismini uygun görmüş. Olaydan bir hafta sonra ne yazık ki öğretmenimiz vefat etti. Ben de anısını yaşatmak için dükkânımın ismini taşımaya devam ediyorum.
“Duvarımda asılı olan ve gözüm gibi sakladığım bu fotoğraf benim için çok değerli. Yaptığım işin aslında ne kadar değerli ve insanlara hitap ettiğini gösteriyor. Fotoğrafçı Melih Sular'ın çektiği bu kare birçok dergide ve uluslararası medyada yayınladı. National Geographics'te yer aldı bu kare, milyonlara ulaştı. Değirmendere'den dünyanın diğer ucuna ulaşmak paha biçilemez.”