Dün gazeteci arkadaşımız Ergün Demir iç acıtıcı bir habere imza attı.
Demir'in, oğluna pantolon alamadığı için canına kıyan babanın haberi Türkiye gündemine oturdu.
Ne ölen baba geri gelecek,
Ne de o çocuk bir daha baba diyecek.
Türkiye son yıllarda cidden siyasi bir travma yaşıyor.
İktidar yanlıları sorun ne olursa olsun inanılmaz bir savunma moduna geçerken,
Muhaleffette mal bulmuş magribi gibi her fırsatı kullanma derdinde.
Kimse olayların gerçke nedenlerini irdelemiyor.
Neden ve sonuç ilişkisini görmek istemiyor.
Oysa ortada çok ciddi bir gerçek var.
Ekonomik veriler kötü.
Bu olumsuzlukları atlatabilir miyiz.,
Elbette.
Sadece samimi olmalı,
Adımlarımızı samimi atmalıyız.
Lüks, ihtişam, görgüsüzlükten bir an önce sıyrılmalı,
Kısa sürede üretim ekonomosine geçmeliyiz.
Peki bunu yaparmıyız.
Bence yapmayız.
Çünkü lükse, şaşaya alışmış yöneticilerin alışkanlıklarından vaz geçmeleri maalesef mümkün görünmüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir yandan şatafattan uzak durun derken
Katar'dan hediye denilen uçağı kabul etmesi akıl alır gibi değil.
Yerli ve Milli diye naralar atanların kullandıkları araçlarından,
Telefonlarından vaz geçtiler mi?
Ya da binlerce lira harcadıkları sözde etkinliklerinden,
Gezilerinden...
Vaz geçmezler...
Ama bir baba hayatına son verdiğinde
ve intihar haberi ekonomik krizi çağrıştırdığında
Peş peşe açıklamalar gelir.
Keşke, her konuda bu kadar duyarlı olabilseler,
Keşke her olayda bu kadar hızlı olabilseler...