27/11/2021 5:32:11
  • 12.1185 TL
  • 13.6420 TL
  • 16.1365 TL
KOCAELİ

KÜRSÜ

27 Ekim 2021 Çarşamba - 15:06

 

Bu yazıyı nerede okuduğunuzu bilmiyorum ama umarım olduğunuz yerde keyfiniz yerindedir. Yazılarım, kelimelerle resim çizebildiğim bir zemin olduğundan bu okuyacaklarınız ile ilgili hayal gücünüzü zorlamanızı rica edeceğim. Size güveniyorum.

Kocaman bir salon, bir sürü koltuklar ve bir kürsü. “Bir topluluğa karşı söz söyleyenlerin çıktıkları yüksekçe bir yer” kürsü. Yaşam boyu birileri o kürsü de sıkça konuşur, birileri de dinleyen ya da izleyen olur. Bugün bu salonda, kürsüde konuşanın kim olduğu, neye benzediğini gelin dinleyicilere soralım.

Kürsünün ön sıralarında yan yana dizilmişler. Her biri birbirinden kıymetli, insanoğlunun her döneminde büyük büyük roller almış, eşsiz nitelikteler. Epeydir hal hatırları sorulmamışa benziyor ki kendi aralarında da pek konuşamıyorlar. Birileri yanlarına gelir mi diye öylece bakınıyorlar sessizce.

Kürsünün hemen en önündeki koltuğa ilerliyorum. DOĞA’ yı görüyorum. Nasıl da dikkat kesilmiş söylenecekleri dinlemeye. Uzun zamandır hep izleyen, dinleyen konumunda kalmış belli ki. Ne zaman bir şey anlatmaya, bir mesaj vermeye çalışsa hep bir dur denilmiş son zamanlarda. Ondan mı bu kadar yorgun ve cılız görünüyor acaba? Sordum kendisine, hayırdır bu ne hal diye? Söze başladı. Ne olacak? Her gün güneşimi, yağmurumu, rüzgarımı, okyanusumu, toprağımı, havamı, ormanımı paylaştığım insanoğlu sanar ki; kaynaklarım sınırsız hiç bitmeyecek. Sadece kendini, bugününü düşünüyor. Benden gelecek onca güzelliği kendinden sonraki nesillere hak görmüyor ki böyle hor kullanıyor bende olanı. Dur bakalım bugün kürsüden ne anlatacak, onu bekliyorum.

Hemen yanındaki koltukta AHLAK var, söze giriyor. Şu kürsüden nice sözler duydum ama bugünlerde çok farklı şeylere şahit oluyorum. Toplumları toplum yapan, insanı insana yaklaştıran ben artık birliğe değil çözülmeye hizmet eder hale gelmişim adeta. Herkes kendi kurallarını koymuş, bir hayattır yaşıyor gidiyor. Halbuki ben insanoğlunun kalbiyim, ruhuyum, erdemiyim. Sanırım artık ayak bağı olarak görüyorlar ki; iyi ve güzel ahlak yalnızca temennilerde kullanılıyor, gerçekte uygulayan yok.

Hemen diğer tarafta, SEVGİ, sazı eline aldı. Nasıl dertli anlatamam? Sevmek sanattır diyor, sevmek umuttur diyor, sevmek yaşamaktır diyor. Devam ediyor, insanoğlu, şimdilerde kendi yarattığı robotlara çok imrenmiş, çok hayran kalmış ki; onlar gibi davranıyor. Sevmeyi unutmuş, sevilmeyi unutmuş, bunu dillendirmeyi ayıp sayıyor, kusur görüyor, zayıflık görüyor. Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şey sevemez. İnsanlar sevgiye açlar, mutlu ya da mutsuz sayısız hikaye izliyorum. Buna rağmen, pek azı sevgiye ilişkin bir şey öğrenmenin gerekli olduğunu düşünüyor. Başarı, itibar, para, güç hemen hemen bütün enerjisini bunları nasıl elde edeceğini öğrenmeye harcıyor. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek bir şey kalmıyor.

DOĞA,AHLAK,SEVGİ bunca şeyi söyledikten sonra salonun tamamına bir göz gezdirdim. Bir değerler bütünü olan insanı soyut bir halden  vücuda büründüren her bir değer orada, hepsi söz almayı bekliyor.

Kürsüde, yüksekçe bir yerde, şişmiş kibiri ile konuşan hey İNSAN. Hadi in o kürsüden karış salondaki kalabalığa, seni dinleyenleri dinleme zamanın geldi. Ha yok, ben kibirimle olduğum yerde duracağım diyorsan, birazdan boş kalacak bu koltuklar, ne seni dinleyenlerin toplandığı bir salon ne de bir kürsün olacak.

Yeniden kürsüye çıkacağın gün için; önce dinle, hazırlığını iyi yap, hatalarından ders al,çok çalış ve sabırla bekle. Bu sefer dinleyenlerin bitmeyen alkışları ile bas ayak izini DÜNYA’ya.

98 yıl önce bu topraklarda , öyle bir kürsü konuşması yapıldı ki ; dünya tarihi  Türkiye Cumhuriyeti’ni öğrendi.

Kürsüde hakkını verecek konuşmanı heyecanla bekliyoruz sevgili İNSAN.

Sevgili okurlar, hayal gücünüz ile nerelere gittiniz gerçekten merak ediyorum. Size iyi gelen bir okuma olmasını umuyorum.

 29 Ekim Cuma günü kutlanacak olan Cumhuriyet Bayramı’mızı şimdiden kutluyorum.

Sevgiyle kalın,

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARIN TÜM YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI