Kocaeli Barosu 77 yaşını kutladı
Kocaeli Barosu’nun kuruluşunun 77. Yıldönümünü kutladığımız bugünde hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum, Kuruluşundan bu güne kadar baromuza hizmet eden baro başkanlarımıza, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu başkan ve üyelerine şükranlarımı sunuyor, ebediyete intikal eden meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Konuşmama başlamadan önce; Terör saldırıları sonucu şehit düşen güvenlik güçlerimiz ile hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza allahtan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Suruç, Ankara ve Pariste tüm insanlığı derinden sarsan terör saldırılarını şiddetle kınıyor ve lanetliyorum. Bu katliamlarda hayatını kaybeden tüm insanlara allahtan rahmet diliyorum.
Bilinmelidir ki terörün dili, dini, ırkı yoktur. Dünyanın her yerinde terörün başvurduğu yöntem ve hedeflediği amaç korku imparatorluğu yaratarak toplumu sindirmektir. Bu yola başvuranlarla mücadele etmek devlet olmanın, egemenlik hakkına sahip bulunmanın gereğidir. Önemle belirtmek isterim ki; başta yaşama hakkı olmak üzere diğer bütün hak ve özgürlükleri ihlal edenlerle mücadele etmek sadece devletin değil, tüm demokratik kurumların ve sivil mekanizmaların kısacası herkesin, hepimizin ortak görevi ve yükümlülüğüdür. Bu sebeple barış ve kardeşliğimizin yeniden teşkili için herkesi sağduyulu şekilde teröre karşı ortak tavır almaya davet ediyorum.
Bu vesileyle; demokrasi ve hukukun üstünlüğünü her koşul ve ortamda savunan biz baroların üzerine önemli toplumsal sorumluluklar düştüğünü de belirtmek isterim. Meslek örgütü olmanın yanısıra önemli bir toplumsal dinamik olan barolarımızın topluma yön verecek sözleri, görüşleri ve gücü olması gerektiği kanaatindeyim.
17 Kasım 1938 tarihinde kurulan baromuz, kurulduğu günden itibaren geçen 77 yıl içerisinde büyük yol kat etmiş, ülkenin saygın ve güçlü kurumları arasında yerini almıştır.Bugün 1.200’ü aşkın avukat ile Türkiye’nin en büyük 10 barosundan biridir. Kuruluşumuzdan bu yana her toplumsal olaya sağduyulu ve demokratik bakış açısıyla yaklaşan baromuzun her zaman söyleyecek sözü, korkmadan ifade ettiği görüşleri ve gücü olmuştur. Bunun haklı gururu ve mutluluğu içerisindeyiz.
Sevgili meslektaşlarım;
Baromuzun 77. yılını kutladığımız bugün de meslek sorunlarına değinmeden geçemeyeceğiz.Özellikle son yıllarda avukatlık mesleği maalesef duraklama, hatta gerileme dönemine girmiştir. Nitekim tarihi süreç içinde büyük mücadeleler ile elde edilmiş olan Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuatı ile avukatlara sağlanmış haklar son dönemde bir bir geri alınmıştır.Mesleğimizin geleceği açısından hayati önem arzeden ve İlk kez 2007 Yılı’nda yapılması planlanan avukatlık sınavı hayata geçirilmeden günlük bazı menfaatlere feda edilmiştir. Her platformda avukatlık sınavının gerekliliğini dile getirmek boynumuzun borcudur.
Bununla birlikte, ülkemizde yeterli düzeyde öğretim üyesi olmamasına rağmen, denetimsiz, plansız bir şekilde birçok hukuk fakültesi kurulmuştur. Sayıları ve kontenjanları sürekli artan yeni hukuk fakültesi mezunları avukatlık sınavına yani hiçbir elemeye tabi tutulmaksızın avukatlık mesleğine başlamaktadır. Hiçbir eğitim istihdam politikası uygulanmadan, tamamen ticari bir sektör haline getirilmek suretiyle kurulan çok sayıda hukuk fakültesi ve beraberinde avukat sayısında meydana gelen önlenemez artış genç meslektaşlarımızın asgari ücretle dahi iş bulamamasına yol açmaktadır.
Bu durum genç meslektaşlarımızın heyecanını büyük bir hayal kırıklığına dönüştürmektedir.Genç meslektaşlarımız istihdam problemi hergün biraz daha büyürken gelinen noktada bugün itibariyle hukuk fakültelerinde mevcut avukat sayısının yarısı kadar öğrenci eğitim görmektedir. Bu
durum,avukat sayısının 5 yıl içinde %50 oranında artması anlamına gelmektedir.
Çok değil,beş yıl sonra bugünleri arar hale gelmemiz kaçınılmazdır.
Hukuk eğitimi ve avukatlık mesleğinin bu şekilde devam edemeyeceği hepimizin malumudur.Artık yeni hukuk fakültesi açılmasına izin verilmemesi,mevcut hukuk fakültelerinin kontenjanının azaltılması, öğretim üyesi ve eğitim düzeyi yetersiz hukuk fakültelerinin kapatılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Avukat sayısındaki artış, meslektaşlarımızın ekonomik düzeyinin gerilemesine,avukatların geçim derdine düşmelerine,dolayısıyla; asıl görevleri olan,hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunma ve koruma görevlerini yerine getirmelerine engel olmaktadır.Mevzuat bakımından mesleğimizin sorunları burada saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Ancak, bunun yanında uygulamada yaşanan sorunlar vardır ki bunlar vicdanları kanatacak niteliktedir. Çok yakın bir geçmişte, asla tasvip etmeyeceğimiz, hep birlikte karşı durduğumuz, ortadan kaldırılması için mücadele ettiğimiz elim bir terör olayından dahi avukatlar sorumlu tutulmuş,meslek onuru ayaklar altına alınmıştır. Sonrasında avukatlar, görev yerleri olan adliye saraylarında yerlerde sürüklenmek suretiyle gözaltına alınmış, rencide edilmişlerdir. Bunlar avukatlara karşı yapılan hukuka aykırı, onur kırıcı uygulamaların sadece bir kısmıdır Ancak bizleri asıl üzen meslektaşımız olarak kabul ettiğimiz, diğer yargı görevlilerinin mesleğimize ve meslektaşlarımıza karşı tutumudur.Kanun’da yeri olmamasına, zorunlu olmamasına rağmen duruşma sırasında avukatların ayakta beyanda bulunmaya zorlanmasına son dönemde sık rastlıyoruz.
Geçen yıl Gaziantep’te yaşanan olayın bir benzeri geçtiğimiz günlerde Edirne’de yaşanmıştır.Meslektaşımız hakim tarafından ayakta beyanda bulunmaya zorlanmış, kanuna aykırı bu talebin meslektaşımızca yerine getirilmemesi üzerine duruşmaya ara verilmiş,sonrasında avukatın sandalyesi kaldırılarak meslektaşımız ayakta durmaya zorlanmıştır.Buna benzer başka bir olay geçmiş dönemde maalesef ilimizde de yaşanmıştır.
Görevlerini kanun çerçevesinde yerine getiren hakim ve savcı meslektaşlarımızı tenzih etmekle birlikte az da olsa, yargılamada avukatlara görevlerinin gerektirdiği saygıyı göstermeye davet ediyoruz. Kanuna aykırı olarak,onur kırıcı davranışlar sergileyen diğer yargı görevlilerine karşı tam bir meslektaş dayanışması içerisinde olacağımızı ve bu tür olaylara karşı sesimizi yükselteceğimizin bilinmesini isteriz.
Sevgili meslektaşlarım,
Yargı düzenin sağlıklı ve adaletli işlemesi hukuk devletinin gereği olduğunu hatırlatmak isterim. Bunun da olmazsa olmaz koşulu yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesidir. Ancak özgür savunmanın da yargı bağımsızlığı kapsamında olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bizce demokratik hukuk devletinin gücü savunmanın bağımsızlığı ve özgürlüğü ile ölçülebilir. Dolayısıyla savunmayı temsil eden avukatların ifade ettiği anlam sadece mesleki olarak değil, adaletin tecellisi, adil yargılanma ve kamu yararı bakımından büyük ve son derece önemlidir.
Sözü fazla uzatmadan, Kocaeli Barosu olarak, hukuk devleti, yargı ve savunma bağımsızlığı, insan hakları ve demokrasinin gelişmesi için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da çalışmalarımızı artarak devam ettireceğimizi meslektaşlarımızın ve tüm kamuoyunun bilgisine önemle arz ediyor, yargının daha bağımsız olduğu, savunmanın daha bağımsız ve etkili olduğu nice kuruluş yıldönümlerinde yeniden bir arada olmayı temenni ediyoruz.'