Sınıfta bırakalım’ derdinde değiliz
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, CNN TÜRK ekranlarında yayınlanan Deniz Bayramoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı Gündem Özel programında eğitim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bayramoğlu’nun “Sınıfta kalma geri gelecek mi?” sorusunu karşı Bakan Selçuk şu ifadeleri kullandı:
Şöyle bir şey var, 1999’dan beri Türkiye’de sınıfta kalma bir şekilde kaldırıldı. Bu yeni bir şey değil… Diyelim ki bir çocuğun 10 zayıfı var yine de geçebilir. Benim şöyle bir bakış açım olmuştur: ‘Aynı şey için bütün çocukları zorlama.’ Herkesin ilgisi yeteneği doğrultusunda farklı alanlara yönelmesi lazım. Ders çeşidini azaltıyoruz.
Sınıfta kalma meselesine gelirsek, biz çocukları ‘sınıfta bırakalım’ derdinde elbette değiliz. Asıl olan çocukların daha başarılı olmasını sağlamak. Ama öğrenci ‘Nasıl olsa geçeceğim zaten kalmak yok’ derse dört işlem bilmeden lise bitirir ve bizim üniversite sınavında sonuçlar çıkar.
Önümüzdeki yıl sınıfta kalma konusuyla ilgili biz 120 öğretmenimiz, okul müdürümüz, ilçe müdürümüz ve il müdürümüzle 3 ay boyunca çalıştık. Dedik ki siz sahadasınız her gün yaşayan sizsiniz. Biz bürokrat olarak bunu bilemeyiz. Ne yapalım, ne yaşıyorsunuz? Literatüre ve makalelere baktık bir orta yol çıktı.
Bununla ilgili yönetim taslağımız ve bütün süreçler hazır. Peki bu sene neden başlamadık, bu sene bizim 500 bin civarında çağ nüfusunun dışında 9. Sınıfa öğrencimiz başlayacak. Tam da böyle bir dönemde bunu yapmak istemedik. Bunların da tedbirini aldık ve böyle bir yoğun senede sınıf geçmek kargaşası olsun istemedik.
ATAMALAR
Bakan Ziya Selçuk’a Deniz Bayramoğlu konuyla ilgili “Öğretmen konusuna değindiniz, bugün sizin konuk olacağınızı duyurduğumuz zaman sosyal medyadan birçok öğretmen adayı bize ulaştı ve atamaları sordular. 60 bin atama bekliyorlardı, bu rakamın nereden geldiğini bilmiyorum ama bugün 20 bin kontenjanlık bir atama açıklaması yapıldı. Şimdi ‘Büyük hayal kırıklığına uğradık 60 bin bekliyorduk’ diyorlar. Rakam nasıl tespit edildi açık ve ihtiyaç nedir?” sorusunun üzerine Selçuk şu şekilde yanıt verdi:
Bir eğitimci olarak hayal kırıklığı nasıl oluşur, ben bir vaatte bulunurum o vaat gerçekleşmez, o zaman hayal kırıklığı olur. Bu genç arkadaşlarımızın hepsi hayat kurmaya çalışıyorlar. İş bulmak istiyorlar. Çok doğal bir durum bu. Hepsini anlamak bizim vazifemiz, eleştirmek değil. Buradan elbette bir temenni olarak keşke 60 bin olsa diyorlar ve aralarında da iyi organize oluyorlar. Kamuda en büyük atama MEB atamasıdır, 20 bin… Peki burada kalır mı? Sürece ve imkanlara bakılıp 20 bin oldubitti diye bir şey söylemek elbette doğru değil. Ama süreci yönetmek açısında biz önümüze bakıp çalışmalara devam edeceğiz. MEB olarak 'ihtiyaç yok' demek doğru değil. İhtiyaç var imkanlar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürürüz.
DOĞA KOLEJİ AÇIKLAMASI
Bakan Selçuk'un açıklamaları şöyle:
"Veli temsilcilerimizle de konuştum. Bu okullar özel okullar, bizim okullarımız. Buradakiler de benim öğretmenim. Bizden muvafakat alarak öğretmenlik yapıyorlar. Bizim muhataplarımız. Bizim çocuklarımızın öğretmenleri.
Burada şöyle bir şey var. Toplumun işte 'Milli Eğitim çözüm bulsun' , Milli Eğitim göreve', 'Milli Eğitim uyuyor mu?' vs...
MEB'in yetkisi görevi nedir? Göreve davet ediyorsunuz ya... Ben de göreve geldim. Görevim belirli kuralların 3 kez ihlali durumunda kurumun kapatılması sözkonusu, yani öğretiminin sonlandırılması. Biz eğitimciyiz, öncelikle bir yeri kapatmayı öncelikli olarak almayız.
"KAPATMAK KOLAY, ÖĞRETMENLERİMİZE YAZIK DEĞİL Mİ?"
Diyelim ki ben 3 ay önce bu kurumları bakanlık olarak kapattım. Burada 4000'den fazla öğretmen, 2000'den fazla idari personel var. Peki bu öğretmenlerimize yazık değil mi? Bunu kapatmak kolay, iki satırlık yazı.
Öğrenci ile ilgili her türlü hazırlığım var ya ondan rahatım. Tüm özel sektörleri davet ettik. Dedik ki en kolay, en basit şartlarda benim bu okuldaki öğrencilerimi nereye, nasıl, hangi şartlarla yerleştiririz? Tüm bunları oturduk konuştuk ve çok net cevaplar aldık. Dediler ki 'Biz şu şu şartlarda bunu yapabiliriz. Bu ülkenin bir problemi. Özel öğretim sektörünün yara almasını istemeyiz. Destek veririz.' dediler.
"MEB'İN BÖYLE BİR GÖREVİ YOK"
MEB, öğreninin eğitim hakkını savunmak zorundadır. Denilse ki 'yarın sabah tüm öğrenciler resmi okullara yerleşsin'. Biz buna hazırız zaten, her türlü tedbirimizi aldık. 'MEB burayı satın alsın' gibi bir derdimiz yok. MEB'in böyle bir görevi yok.
"ŞUAN ÇOK GÜÇLÜ BİR ÇÖZÜM VAR"
Eğer beklediysek öğretmenim zarar görmesin diye, bu süreçte acaba çözüm üretilebilir mi diye bekledik.
Şuanda çok güçlü bir çözüm var. Velilerimiz de kısmen rahatladı. Bu süreç de devam ediyor. Çok kısa bir süre içinde de bunun çözümü ortaya çıkar."