05/12/2021 20:59:17
  • 13.7253 TL
  • 15.5058 TL
  • 18.2298 TL
KOCAELİ

İKV’de Zeytinoğlu 4. kez başkan seçildi

KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, 4. kez İKV başkanlığına seçildi

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)’nın 59’uncu genel kurulu vakfın İstanbul’da bulunan merkezinde gerçekleştirildi. 3 dönemdir İKV Başkanlığı görevinde bulunan Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, 4. kez başkan seçilerek güven tazeledi. Halihazırda TOBB Başkan Yardımcısı ve KOSBAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleri de bulunan Zeytinoğlu, 2015 yılında İKV Başkanı olarak seçilmiş ve o günden bugüne 3 dönemdir bu görevi başarıyla yürütmekteydi.

BAKAN YARDIMCISI VE KONUKLAR
17 kişilik yönetim kurulu ve 2 kişilik denetim kurulunun seçildiği genel kurula; Dışişleri Bakan Yardımcısı AB Başkanı Büyükelçi Sn. Faruk Kaymakcı, TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz,  İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, KSO Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul, Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) Başkanı Necmi Bulut, İKV genel kurul delegeleri, mütevelli ve kurucu kurum temsilcileri, vakıf destekçileri ile davetliler katıldı.Divan başkanlığının seçimiyle başlayan genel kurulda divan başkanı İTO Başkanı Şekip Avdagiç, KOTO Başkanı Necmi Bulut ile İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas seçildi. Genel kurul, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın söylenemesiyle başladı.

İLK KONUŞMAYI ZEYTİNOĞLU YAPTI
Ardından konuşmalara geçildi. İlk konuşmayı İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, şunları söyledi: “Önceki Genel Kurulumuzu yaptığımız 13 Temmuz 2020’den bu yana gerek Dünya ve Avrupa, gerekse ülkemizde hareketli ve çalkantılı gündem devam etti. Geçtiğimiz genel kurulda henüz Türkiye’de aşılama başlamamıştı. Geçen süre içinde aşılama çalışmaları hızlanarak devam etti. An itibarıyla 18 yaş ve üzeri nüfusun % 84’üne tek doz aşı yapılmışken, iki doz aşı uygulananların nüfusa oranı % 66. Ne yazık ki gerek ülkemizde gerekse Dünyada hala aşı karşıtları var ve bu konudaki bilgi kirliliği devam ediyor.

NORMALLEŞME HIZLANDI
Öte yandan, aşılamaların artması ile birlikte ekonomide normalleşme de hızlandı. Güncel verilere baktığımızda, geçtiğimiz 12 ayda 10 kez aylık ihracat rekorlarının kırıldığını görüyoruz. İhracatta Avrupa’nın aldığı paya bakınca da dış pazar açısından AB’nin önemini daha iyi anlamak mümkün. Türkiye'nin Avrupa Birliği ülkelerine yaptığı ihracat ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 artarak 40 milyar 857 milyon 72 bin dolara yükseldi. AB’ye ihracat toplam ihracatın yüzde 38,92’sini oluşturdu.  Sanayi üretimi gibi hizmet sektörlerinin de yeniden hız kazanması ile ekonominin daha olumlu bir rotaya girmesi söz konusu.

İKİZ HEDEF OLARAK BENİMSEDİ
Bunun yanında başta enflasyon olmak üzere yapısal bazı sorunların çözümü için çaba harcama gereği devam ediyor. En büyük dış pazarımız olan AB’deki dönüşüme uyum sağlama ihtiyacı da ek bir meydan okuma oluşturuyor. AB, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijitalleşmeyi ‘ikiz hedef’ olarak benimsedi. Tüm dünyada da görülen ve Avrupa’da daha da öne çıkan bu hızlı değişimine ayak uydurabilmemiz çok önemli. Avrupa’da mevcut Pazar payımızı koruyabilmemiz ve giderek artan rekabet ile baş edebilmemiz için ekonomide yeşil ve dijital dönüşüm için köklü adımlar atmalıyız.  Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında 14 Temmuzda açıklanan “55’e Uyum” paketi AB’nin 2030 iklim hedeflerine ulaşmak için uygulanacak politika ve önlemleri içeriyor.

İHRACATTA KARBON FİYATLANDIRMASI
Bu kapsamda ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ ile 5 enerji yoğun ürün grubunda AB’ye ihracatta karbon fiyatlandırması söz konusu olacak. Bu durum ihracatta ek bir maliyet anlamına geliyor ki yapılan hesaplara göre bu 1,8 milyar avroya kadar çıkabilir. Rekabet gücü kaybı da eklenirse bu tahminlerin çok daha üzerinde rakamlara ulaşılabileceği görülüyor. Türkiye’nin Dünya toplam emisyon içindeki payı yüksek olmasa da (Dünya toplamının % 1’i) emisyon artış hızı yüksek bir ülke.  1990’dan 2015’e sera gazı emisyonları % 110,4 oranında arttı. BM çerçevesinde ulusal katkı beyanına baktığımızda Türkiye’nin 2030’a kadar toplam emisyon miktarından değil öngörülen artıştan % 21 azaltma yapmayı taahhüt ettiğini görüyoruz. AB ise bu süreç içinde ekonomik büyümeyi kaynak kullanımından ayırarak, büyümeye devam ederken, emisyonlarda azalma sağlamayı başardı.

POZİTİF GÜNDEM ÇABASI
AB küresel emisyonların yaklaşık yüzde  10’undan sorumluyken, emisyonları 1990’a göre % 25 azalttı. Aynı süreç içinde AB ekonomisi yüzde 61 büyüdü. Karbonsuzlaşmak için bizim de ekonomiyi bu şekilde örgütlememiz gerekiyor. Enerji ve sanayi kaynaklı emisyonların azaltılmasında en önemli araçlardan biri de karbon piyasaları. Bu kapsamda Türkiye’nin de AB ile uyumlu Emisyon Ticaret Sistemini kurgulaması ve hayata geçirmesi gerek.  Tabii hem Yeşil Mutabakat hem de dijital gündem Türkiye-AB ilişkilerinde Pozitif gündem yaratma çabaları ile yakından ilişkili. Özellikle Türkiye-AB Gümrük Birliğinin güncellenmesi çerçevesine mutlaka bu konuların da dahil edilmesi gerekiyor. İki taraf için de fayda sağlayacak bir ekonomik ilişkinin hizmetler ve tarım da dahil olmak üzere tüm sektörleri içermesi ve e-ticaret ve dijital standartlar ile yeşil dönüşümü de kapsaması gerekli.

YÜRÜYÜŞÜMÜZE DEVAM EDECEĞİZ
Ayrıca iyi işleyecek bir ilişki için etkili danışma ve uyuşmazlıkların çözümü mekanizmaları ile kişilerin dolaşımını kolaylaştıracak vize serbestliği gibi süreçlerde ilerleme sağlanması gerekiyor. Bu şekilde özellikle gümrük birliğinin modernizasyonu ilişkileri yeniden canlandırabilir. Ancak nihai hedef tam üyelik olmaya devam etmelidir. Türkiye’nin AB karar alma süreçlerinde masada eşit bir taraf olması taviz verilemeyecek bir hedeftir.”  “İKV olarak 56 yıl önceki kurucularımızın ve başta TOBB olmak üzere mütevelli ve destekçi kuruluşlarımızın bize çizdiği yolda yürüyüşümüze devam ediyoruz” diyen Zeytinoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Küresel gündemi kaçırmadan, AB ve Türkiye-AB ilişkilerine odaklanıyor ve araştırma ve faaliyetlerimiz ile Türkiye’nin Avrupa’nın dışında kalmaması ve AB ile bütünleşmesini güçlendirmesi hedefine hizmet ediyoruz. İKV’nin analiz, araştırma, görüş oluşturma, kamuoyunu yönlendirme, iş dünyasına rehberlik etme, AB’de temsil gibi çeşitli görevleri var. Bu görevleri yerine getirirken, küresel eğilimleri, AB ve Türkiye’deki koşulları dikkate almamız gerekiyor.

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI