Yeni adli yıl törenle başladı
Adli yıl törenine Baro Yönetim Kurulu Üyeleri, Önceki Dönem Baro Başkanları ve avukatlar katıldı.
Adli Yıl Açılış töreni bugün Kültür Tepesi’nde bulunan Atatürk Heykeli’nde çelenk sunumu ile gerçekleşti
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı ve Kocaeli Barosu Başkanlığı’nın ortak düzenlediği yeni Adli yıl törenine Baro Yönetim Kurulu Üyeleri, Önceki Dönem Baro Başkanları çok sayıda avukat katıldı.
Çelenk sunumu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir,bir konuşma gerçekleştirdi. Candemir,
"Öncelikle sizleri yönetim kurulumuz adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 2 gün önce yıldönümünü kutladığımız Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında en önemli dönüm noktalarından biriolan Ulusal birlik ve Bağımsızlığın simgesi 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyor,Vatanımızı işgalden kurtararak Türk Ulusuna bağımsızlığını kazandıran Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm kurtuluş kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz. Değerlimeslektaşlarım,Bu yıl adli yıl açılışını olağanüstü koşullarda gerçekleştiriyoruz. Tüm dünya ile birlikte Ülkemizi de etkisi altına alan Pandemi sebebiyle gerek evimizde kaldığımız süre gerekse normalleşme süreci içerisinde Hukukun, SosyalDevlet’in, YaşamHakkı ‘nın önem ve değerini iliklerimize kadar hissettik.Sadece yaşamak amacıyla mücadele ettiğimiz bu süreç içerisinde uzun yıllardır yürütülen politikalar nedeniyle ekonomik ve sosyal sorunları çığ gibi büyüyen mesleğimizin pandemi sürecinde daha da artan sorunlarına çözüm beklerken meslek örgütlerimizi bölmeyeve işlevsizleştirmeye yönelik bir yasa değişikliği ile karşı karşıya kaldık.Bu yasa değişikliğinin önüne geçebilmek için TBB ve tüm Barolar ile birlikte 19 Mayıs ve 1 Haziran Bildirgeleri yayınlayarak değişiklik teklifinin geri çekilmesi’ yönünde çağrı yaptık. Yaptığımız tüm çağrılarda‘demokratik hak kullanımı’ yönünde müşterek irademizi de ortaya koyduk. Bildirgelerde belirtildiği üzere ivedi olarak TBB önderliğinde tasarının ortadan kaldırılması için acil eylem planı yapılması da dahil Cumhurbaşkanı, AdaletBakanı, Kamu Denetçiliği Kurumu başta olmak üzere siyasi partilerin tüm lider ve milletvekilleri ile görüşme yapılmasını planladık. Yapılan görüşmeler sonucunda avukatlık tasarısının geri çekilmesi hususunda kamuoyuna yönelik olarak net bir açıklamayapılmadığı gibi bu yönde hazırlıkların tüm hızı ile devam ettiğine tanık olduk.Cumhurbaşkanlığı da dahil olmak üzere görüşme sürecinin TBB liderliğinde yapılması taleplerimizeolumsuz cevapverilmiştir.Bununla birlikte üst kuruluşumuzun Baroların ortaya koymuş olduğu müşterek iradeye rağmen eylemsel tavır koymak kararlılığını sergilemekten imtina etmesi ve hatta suskunluğu karşısında inisiyatifi elealmak durumunda kaldık. Ülkemizin dört biryanından yola çıkan Baro Başkanlarımızla ‘Savunma Yürüyüşü’nü gerçekleştirdik. Cumhuriyet kurumları Barolarımızın temsilcileri olarak Ulusumuzun kurtarıcısı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e şükran duygularımızıifade edebilmek için Anıtkabir’e gitme isteğimiz karşısında Ankara’ya 200 metre kala ablukaya alındık.Yağan yağmura, kızgıngüneşe ve yapılan pek fena muamelelere rağmen 130.000 Avukatın ve 80 milyon vatandaşımızın sorumluluğunuyüreğimizde taşıyarak ayakta kaldık.Tüm bu mücadeleözünde Baroların salt bir meslek örgütü olmasının çok daha ötesindebu Ülkede yaşayan tüm Vatandaşlarımızın Adil Yargılanma Hakkı ve Hak Arama Hürriyetinin teminatı olması dolayısıyla Demokratik HukukDevletiiçin verilmiş bir mücadeledir. Zira; Devletintemeli olan adaletin sağlanması için inşa edilen binalar, içinde bağımsız barolar ve avukatlar olmadığı zamanbir infazhaneden farksızdır.
Değerli Meslektaşlarım,
Adalet; toplumsalbarış ve düzenin sağlayıcısıdır. Bir ülkede adalete inanç kalmaz,hukuk devleti tüm mekanizmaları ile tesis edilmez ise toplumsal hayatın tüm alanları zarar görür. O nedenle ‘Adalet mülkün temelidir’ sözü çok anlamlı ve değerli bir sözdür.Adalet devletin temelidir. Bu temeli sağlam tutacak olan iseözgür ve özerk meslek kuruluşlarının sağladığı güvence ile görev ifa eden hakimler, savcılar ve avukatlardan oluşan bağımsız ve tarafsız yargıdır. Hukuk devletinin,kişilerin hukuki güvenliğinin ve dolayısı ile toplumsal düzen ve barışın tesisi ; yargının tarafsız ve bağımsız olması , hakim ve savcı teminatının sağlanması , savunmanın önündeki tüm engellerin kaldırılması , yargının sorunlarının kökten çözümlenmesi ile mümkündür.Yargının gün geçtikçe ağırlaşan sorunlarınaçözüm üretilmelidirYargı strateji reformu belgeleri ile Devletimizin taahhüt ettiği ve yaşama geçmesini umutla beklediğimiz yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ,yargıç teminatı sağlanmalıdır. Yargının zorunlu unsuru olan ‘Savunma’nın sistemli bir şekilde yargı süreci dışında bırakılmayaçalışılması ve görev alanının çeşitli tasarruflarla daraltılması ‘Hukuk Devleti’ nin varlığını tartışmalı hale getirmektedir.Adalet binalarında ‘kırmızı alanlar’yaratılarak hakim ve savcılar gibi avukatların da çalışma yeriolan adliyelerin belirli bölümlerine girmeleri kısıtlanmaktadır.Mahkemekararı olmadığı halde fiilen uygulanan ‘gizlilik’ yada gereklilikolmadığı halde mahkemelertarafından verilen gizlilik kararları nedeniyle dosyalara erişimleri engellenmekte, savunmanın görevini yapması imkansız hale getirilmektedir.15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde savunmaya getirilen kısıtlamalar giderek bir uygulama geleneği haline gelmiş savunma hakkının kullanımı, etkinliği, mahiyeti daraltılmış, kısıtlanmış mesleğimiz yapılamaz hale getirilmiştir. Zorunlu arabuluculuk, uzlaştırma, yargısalişlerin bir kısmının noterlere tevdi edilmesi suretiyleyasal zeminde avukatlık mesleğinin faaliyet alanı daraltılmıştır.Vekalet ücretlerine de müdahale edilmesi nedeniyle avukatlık mesleği iyicezor yapılır hale getirilmiştir.Arzuhalciler ve hasar danışma şirketlerisadece Avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemleri yaparak bir yandan vatandaşın ciddi hak kayıpları yaşamasına sebebiyet verirken diğer yandan da mesleğimizin icra alanı bakımından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Öte yandan temsil ettiği taraf ile özdeşleştirilen meslektaşlarımıza yönelik fiili ve sözlü saldırılargün geçtikçeartmıştır.Mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik bu saldırılar karşısında ciddi tedbirler alınması Demokratik Hukuk Devleti olmanın gereğidir.Zira; vatandaşın adil yargılanma hakkının teminatı ve savunmanın yegane temsilcisi olan avukatların yargı görevlerini yapmalarının engellenmesi ve yargı sürecindekirolünün kısıtlanmasıhalinde ‘Savunma Hakkı’ndan, hukukauygun yargılamadan ve Hukuk Devletinden bahis edilmesi mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki; Avukatlık mesleğinin işlevsizleştirilerek itibarsızlaştırılması Yargının da itibar kaybıdırYaşanan tüm bu sorunların yanı sıra kontrolsüzce açılan hukuk fakülteleri ve yaşanan mezun enflasyonunedeniyle işsiz hukukçular ordusu yaratılmaktadır. Bağımsız savunmanın yegane temsilcisi olan yargının eşit ve zorunlu unsuru avukatlık mesleğinin kazanımının ve staj dönemi özlük haklarının hakimve savcılık ileeşitlenmesi gereği ortadadır. Avukatların sosyal ekonomik problemlerinin çözümlenmesi bunaparalel olarak da yapılan işin kamusal niteliği nazara alınarak vergi ve sosyal güvenlik sorumluluklarının iyileştirilmesi gerekmektedir.Bununla birlikte gençavukatların istihdam koşullarının denetlenebilir hale getirilerek çalışma koşullarının meslek onuruna yakışır seviyede olması sağlanmalıdır.Hukuk devleti ve evrensel hukuk normlarına uygun yargılama süreci başta ifade özgürlüğü olmak üzere tüm temel hak ve özgürlüklerin, demokrasinin teminatıdır. Ülkemizde yaşayan tüm bireylerin hukuki güvenliklerinin sağlanması ve dolayısı ile toplumsal barışıntesisi bizlerin en önemli görevidir.Bu nedenleyargının sorunlarının çözümlenmesi ve bu surette hukuk devletinin tüm mekanizmaları ile işlerlik kazandırılması için çalışmalıyız.Değerli meslektaşlarım,Yargının tüm sorunlarının çözümlendiği, hukukunüstünlüğünün tesis edildiği, adalet, demokrasi, temelhak ve özgürlüklerin kaim kılındığı günlere erişmek dileğiyle Yeni adli yıltüm yargı mensuplarına, çalışanlarına ve adalet bekleyen tüm yurttaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor en içten sevgi ve saygılarımı sunuyo