Dünyada bu kadar kolay hukukçu yetişmiyor
Kocaeli Baro Başkanı Sertif Gökçe İle Hukuk Sistemi Üzerine…
Kocaeli Baro Başkanlığı’nda 2. dönemini sürdüren, ayrıca avukatlık mesleğinin 18.yılını dolduran Av. Sertif Gökçe ile başkanlığı döneminde yaptıkları, yapmak istedikleri ve Türkiye’de kaliteli bir hukuk sisteminin nasıl oluşturulabileceği hakkında güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Kocaeli Sokak dergisi özel röportajı sizlerle…
Mesleğe Başlangıcınız Dahil Kısaca Bize Biraz Kendinizden Bahseder Misiniz?
“18 yıldır Avukatlık yapıyorum. Mesleğe rahmetli Av. Ömer Türkçakal’ın yanında staj yaparak başladım. Türkçakal’dan çok şey öğrendim. Ofise gelen, makamı, mevkisi, ismi,ne olursa olsun ayırt etmeksizin ağırlar sonrada kapıya kadar uğurlardı.”Avukat Sibel Gökçe, hem eşim hem de meslaktaşımdır. Anıl ve Aras isimli 2 çocuğum var. Zaman zaman bana soruyorlar.Onların hukukçu olmasını ister miyim diye.?Ben ilkokuldan beri avukat olmak istedim.Bence bir insan sevdiği mesleği yapmalı. Çocuklarımın severek yaptıkları bir meslek seçmelerini isterim.”
Hukuk Sistemini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
“Üzülerek söylemeliyim ki Türkiye, tarihi boyunca hiçbir zaman tam manası ile tarafsız ve bağımsız bir yargıya sahip olmamıştır. Ancak son 6-7 yılda ki kadar kötü olmamıştı. 2010 Anayasa değişikliği ile başlayan sürecin devamında Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla yargı eliyle siyasi tasfiyenin yapıldığı dönemde yargının araç olarak kullanıldığı bir dönem yaşadık. Bu dönemin sonuçlarından biri de ne yazık ki 15 Temmuz hain darbe girişimiyle devam eden süreç oldu. Tüm bu süregelen süreçte geçmişten ders alınacağını düşündüğümüz halde yargının tarafsız, bağımsız, şeffaf olacağına, 16 Nisan referandumu ile bir kez daha yargının tamamen yürütmenin etkisi altına alındığını görüyoruz. Bu sürecin akabin de hakim ve savcıların atamasında, yükselmesinde, özlük hakları da dahil olmak üzere bir çok yetkisi olan Hakimler Savcılar Kurulu üyelerinin çok büyük kısmı aynı zamanda bir partinin genel başkanlığını yapmakta olan Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir. Geriye kalan kısmı yine siyasi bir merci olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından göreve getirilecektir. Bu da yargının siyasallaşacağının ve yürütme etkisinde olacağının göstergesidir. Yine sürekli olarak tekrarladığım ve 15 Temmuz hain darbe girişimi ile ortaya çıkan, hakim ve savcıların mesleğe kabulü inanç, cemaat-yandaşlık gibi kriterler yerine liyakat ve ehliyet kriterlerine göre gerçekleştirilmelidir. Ne yazık ki hakimlik,savcılık mülakatlarında yine hata yapıldığı, ehliyet ve liyakat yerine başka kriterlerin öne çıktığı görülmektedir. Bu gelecekte yargı krizinin göstergesidir. Oysa ülkemizin çok acil bir tarafsız, bağımsız yargıya ve ehliyetli, bilgili, donanımlı yargıç, savcı ve avukatlara ihtiyacı vardır.”
Neden Baro Başkanı Olmak İstediniz?
“Sertif Gökçe olarak hayatı daima planlı yaşarım. Hedeflerim, amaçlarım her zaman önceden planlıdır. Bir insan daima sevdiği işi yapmalıdır. Bir işte ne kadar para kazandığınızdan çok, ne kadar mutlu olduğunuz bence daha önemlidir. Ben ilkokuldan beri avukat olmak istiyordum. Staja başlarken de hedefim baro başkanı olmaktı. Bir başka sebep olarak da örgütlü toplumların önemine inanırım. Ülkenin gücünün, Sivil Toplum Kuruluşlarının güçlü olması ile gerçekleşeceğine inanırım. Mesleğimin örgütünün başında olmakta benim için oldukça önemlidir...”
Baro Başkanlığınız Döneminde Neler Yaptınız?

Hukuk Fakültelerinin Durumu ve Yetiştirdiği
Öğrenciler Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
“Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar fazla hukukçu ve bu kadar fazla hukuk fakültesi bulunmamaktadır. Bir başka deyişle dünyada bu kadar kolay hukukçu yetişmiyor. Ayrıca eğitim süresinin bu kadar az olduğu başka bir ülke bulunmamaktadır. Ülkemizde bir hukukçunun yetişme süresi 4 yıldır. Avrupa ülkelerine baktığımız zaman bu süre 5-6 yıla kadar çıkmaktadır. Bu kadar az zamanda yetiştirilen hukukçular yeterince donanımlı ve nitelikli olmamaktadır. Bunun yanında ihtiyaç fazlası hukuk fakültesinin bulunması, eğitimi kalitesizleştirmesinin yanında iş imkanlarını da zora sokmaktadır. Aynı zamanda mesleğe başlamadan önce, staj öncesi ve sonrası mesleki yeterlilik sınavlarının yapılması ve bu sonuçlara göre hukukçuların mesleklerine başlamaları gerekmektedir.
“Bu sınav sonucunda dünyanın en mükemmel hukuk kurallarına sahip olsanız da, nitelikli ve donanımlı hukukçular olmadığı zaman mükemmel olan kuralların hiçbir anlamı kalmamaktadır”. Özet olarak Türkiye’de yüzden fazla hukuk fakültesi var ve şu an itibariyle 100 bin civarında aktif avukat mevcutken hukuk fakültesinde okuyan 50 bin civarı öğrenci var. Her yıl bunların mezun olduğunu düşündüğümüzde 4 yıl sonra mevcut avukatlara yaklaşık yüzde 50 oranında bir avukat eklenmesi olacak. Bu da bir felaket. Hiçbir meslekte böyle bir şey yok. Dolayısıyla her şeyden önce bunun kısıtlanması gerekiyor. Sorunu asıl kaynağından çözmek gerekiyor.”