Balık baştan kokunca

14 Temmuz 2022 08:59

Tahammülsüz ve hoş görüsüz bir topluma dönüştük.

Herkes sözüm ona ötekileştirmeye karşı ama sadece sözde.

Herkes bir birini ötekileştiriyor,

Karşı fikirlere asla tahammül göstermiyor.



Bu ayrışma her alanda kendini çok net bir şekilde gösteriyor.

Siyaseten ötekileştirme toplumun  can alıcı noktası.

İktidar ne yaparsa yapsın,

Ölümüne savunanlar ile

İktidarı yerden yere vurmak için fırsat kollayanlar aslında hep aynı safta.



Bu ayrışma muhalefet içinde geçerli.

İktidar yanlılarının okuduğu gazete veya izlediği kanal,

Muhalefetin okuduğu gazete veya kanal çok farklı ve taban tabana zıt
Yayınlarla toplumdaki ayrışmayı körüklüyorlar.

 

Hiç bir konuda ortak bir tepkimiz, tavrımız yok.

Sokağa çıkıp sorsak 100 kişinin tamamı kadına şiddeti çok sert cümlelerle eleştirir.

Ama gerçek ne yazık ki böyle değil.


Bir kadın öldürüldüğünde, ya da şiddete maruz kaldığında,

Gezdiği yer,

Giydiği kıyafet öncelikle sorgulanır.

Sorgulanır ki şiddete kılıf uydurulsun.


Keza sağlık çalışanlarına, doktorlara yönelik şiddet,

Hatta cinayet te toplumumuzun sözüm ona sinir uçlarından biridir.


Konya da bir hasta yakını tarafından katledilen Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya'nın ölümünün ardından sağlık çalışanları iş bırakma eylemi yaptı.


Bir kesim tarafından işte bu eylem nedeni ile çok dengesiz ve seviyesiz hatta toplumun nefretini tavan yaptıracak yorumlar geldi ve ne yazık ki hala da gelmeye devam ediyor.


Mesela diyorlar ki;

Asker, polis ölünce iş bırakıyor mu ki Doktorlar iş bıraksın.


Hiç bir insanımızın ölmesi, öldürülmesi, şehit olması kabul edilebilecek bir şey değil.

Ancak hem asker, hem de polis bu ülkenin selameti için canını bile vermekten çekinmeyecek şekilde görev aşkıyla çalışıyor.

İşleri insanı yaşatmak, şifa dağıtmak olan doktor ve sağlık çalışanları ile ilgili bu cümleyi sarf etmek sadece toplumda ayrıştırma yaratarak akılları sıra iktidar güzellemesi yapmaktır ki.


İktidarın bu güzellemelerden nefret edeceğine de eminim.


Gelelim işin diğer boyutuna.

Görevi, yüce dinimizin güzelliklerini,

Hoşgörüsünü insanlara anlatmak, öğretmek olan sözde imamın birinin çıkıp

“Dün hastanelerin hiçbir tanesi görev yapmadı. Günlük iğne yaptıracak,
serum alacak adam var, tedavi olacak adam var. Bu kadar fırsatçılığa
da gerek yok. Bu neyi getirir? Doktorların daha fazla öldürülmesini
gerekir. Bu tahriktir.

Geçen hafta anlatmadım mı kadın cinayetlerini. Televizyonlarda göstere
göstere kadın cinayetlerini çoğalttık. Bu neyi getirir yani? Vardın,
hastaneden boş döndün. İğne yaptıracaksın, oğlun ölecek evinde. Doktor
da dedi git bugün grevdeyiz. Öldürmez misin, dövmez misin, sövmez
misin? Buna fırsat vermeyelim. Kimse istemez bir doktorumuz
öldürülsün, polisimiz askerimiz şehit olsun. Ama devlette devamlılık
esası var."

Sözleri ile toplumumuzun geldiği noktayı özetlemesi acısından önemli.


Sözde imam dedim, çünkü aklı başında bir din adamı kin, nefret tohumu dağıtmaz.

Kaldı ki sağlık çalışanlarının iş bırakma eyleminin muhatabı Sağlık Bakanlığı varsa bir yanlış cezasını keser.


Ama yok,

İktidara yaranmayı kendilerine görev belleyen bu ve bunun gibi zerzevatlar,

Kumar, içki haramdır vaazları verip,

Kumardan, alkolden tahsil edilen vergilerden kendi hesabına düşen maaşı almakta beis görmez.

Toplumda düşmanlık yaratacak davranışlardan önce sözüm ona erk sahipleri uzak durmalı ama

Her gün,

Her akşam TV kanallarında

Kavgada bile söylenmeyecek sözleri pervasızca birbirlerine yetiştiren siyasetçileri görünce,

Kısacası balık baştan kokunca,

Yalaka kadrosu koro halinde bunu tekrar etmekten geri durmuyor.

Yazık

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X