Bu işin altından ne çıkacak?

10 Şubat 2017 00:00

Bu yıl 172. kuruluş yıl dönümünü kutlamaya hazırlanan Polis Teşkilatının gözü kulağı bugün Anayasa Mahkemesi’nden gelecek haberdeydi.


Beklentiler boş çıktı,


Umutlar yine başka bahara kaldı.


Ülkemizin en büyük meslek camialarından birisini oluşturan Emniyet Teşkilatı, içine sızdırılmış FETÖ çetesinin yarattığı derin yaralarını sarmaya uğraşırken diğer yandan da hala ucu açık mesailerle can siperhane görev yapmaya devam ediyor.


Normal şartlarda neredeyse diğer Devlet memurlarının aksine neredeyse 2 kat mesai yapan, siyasilerin elinde oyuncak edilen, kış günü sürülmekten, okula giden çocuklarının aynı okulu bir türlü bitiremeden başka yerlere savrulan, kafası bozulan amirin vicdanına bırakılan, gözünün üstünde kaşın var misali adeta horlanan polisler yine umduğunu bulamadı.


Ülkesinden kaçıp ülkemize sığınan sığınmacılara gösterine ilgiyi bile göremeyen bu isimsiz kahramanlar 15 Temmuz kanlı darbe kalkışmasına vücutlarını siper etti etmesine de yine yaranamadı.


Darbenin izlerinin silinmesinde yine en büyük görev hiç kuşku yok ki polise düştü.
FETÖCÜ hainlere yönelik başlatılan soruşturmalarda uykuyu bile unuttular,
Hala 12-12 sisteminde çalışmaya devam ediyorlar.
Üstelik hemen her gün şapkadan başka tavşan,
Daha doğru tabirle ilave yeni görevler, Yeni sabit noktalar, yine cefalar, yine çileler çıkıyor.
Bunun sonu gelmedi, gelecek gibide görünmüyor.
Polisler sadece kendilerimi çile çekiyor, Asla…
Onlarla beraber eşleri, çocukları da çile çekmeye mahkûmlar.
Görevde olanlar bir nebze ekonomik olarak rahat olsa da emekli olduklarında fena halde hüsrana uğruyorlar.

Çalışırken gerek maddi gerek psikolojik pek çok problemle mücadele eden polis, emeklilikte rahat bir nefes alıyor mu?


Asla


Çalışan polisle emekli polis arasında maaş yönünden büyük bir uçurum mevcut. Her devlet memurunun maaşı emekli olduğunda belli oranda düşer. Ancak polisler için bu düşüş çok daha keskin oluyor. Çünkü çalışan polislerin almakta olduğu maaşın önemli bir kısmı emniyet hizmetleri tazminatından oluşuyor. Bu tazminattan, çalışılan süre zarfından emeklilik kesintisi yapılmadığından, emekli olan polisin bu tazminatı da komple kesiliyor. Böyle olunca da emekli maaşları kuşa dönüyor.
Hadi dişimi sıkayım çocuğum üniversitede, evlenecek diyen polisler için bu kez 2.şark dayatılıyor.
Dayatılıyor ki.
Bırakıp gitsinler.

Polisin emekli aylığını düşüren unsurlardan bir diğeri de ek gösterge faktörü.
Polis yıllardır ek göstergenin yükseltilmesi için siyasilerin gözünün içine bakıyor.
Bakıyor, bakıyor, bakıyor.
Aileleri ile birlikte 1 milyona yakın bir kitle olan Emniyet teşkilatı her siyasi iktidar tarafından görmezden gelinmeye devam ediyor.

Yazıyı çok uzattığımın farkındayım.
Ama bende sonuçta emekli bir polisim.
Bugün benimde gözün Anayasa Mahkemesinde görülen ek gösterge davasındaydı.
Bu işe baş koymuş meslektaşlarımız konuyu Anayasa Mahkemesine kadar taşımayı başardılar.
Başardılar ama mahkeme bu görüşmeyi tarihi belli olamayan ileri bir tarihe ertelendi.
Peki neden?
Çünkü Emekli Müdürlerin Derneği davaya taraf olmak sözlü savunma yapmak için dilekçe vermiş.
Mahkemede bunu kabul etmiş.
Vallahi benim bu işe aklım ermedi.
Anayasa Mahkemesi Raportörü konu ile raporunu vermiş.
Anayasa Mahkemesine verilen dosyada gerekçeler net bir şekilde anlatılmış.
Şimdi süreci uzatmanın kime ne yararı oldu bunu çözemedim.
Pişmiş aşa neden su katıldı merak ettim.
Bileniniz varsa anlatırsa benim gibi konuyu anlamakta zorlananlarda aydınlanır.
Ne dersiniz?


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X