Saz gitti sihir bitti
05 Kasım 2015
23:34
Bir günlük aranın ardından seçim sonuçları üzerinde aklımızın erdiği dilimizin döndüğü kadarı yorumlarımıza devam edelim.
Evet,’ MHP uzlaşmaz, MHP Hayırcı’ söylemlerini iyi kullanan AKP, destekçisi yandaş medya ile MHP seçmenine yönelik ciddi bir linç kampanyası başlattı.
CHP’den oy alamayacağını bilen AKP’nin hedefinde öncelikle ülkücüler ardından da Güneydoğu da Kürtler vardı.
Kürtlere yönelik söylemlere gerek yoktu.
Çünkü yıllardır terör sorunu ile insanlar acı çekiyor,
Esnaf kan ağlıyor,
Her olayın ardından, her patlayan silahın ardından sokak eylemleri esnafı, sokaktaki normal vatandaşın hayatını olumsuz etkiliyordu.
Hâlbuki çözülme süreci sırasında terör olabildiğince azalmış, nispeten sokaklarda eskiye oranla huzur sağlanmıştı.
7 Haziran’ın ardından sokakların yeniden karışması, çok acı olayların yeniden başlaması başta Güneydoğu halkı olmak üzere ülkede büyük kaygılara neden oldu.
Bu sürecin tek sorumlusu PKK’dır diyerek işin içinden sıyrılmak kolaylık olur.
Türkiye partisi olacağız diyen 7 Haziran’da emanet olsa dahi oyları alarak büyük zafer kazanan HDP’de seçim sürecini kötü yönetti.
Saz çalan SELO gitti yerine süreçte iki taraf arasında sıkışıp kalmış bir parti görünümü topluma lanse edildi.
Başarılı da olundu.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarılı olabilmek ve solu iktidara taşıyabilmek adına parti meclisini defalarca değiştirmesine rağmen bunda başarılı olamadı. Başarılı olamadı çünkü bir kısım şer odakları tarafından üzerine yapıştırılan ALEVİ yaftası ile Müslümanların gözünden düşürülmeye çalışıldı. Alçakça yürütülen bu söylemler etkili oldu.
Belki aleni böyle bir söylemi kimse kullanmıyordu ama nereye gitseniz bu sözler bir şekilde karşınıza dikiliyordu.
Hâlbuki kapı komşumuzun alevi, suni, ya da başka bir mezhepten, inançtan olduğuna bugüne kadar bakmayan Türk toplumu, bu Kürtmüş, bu Aleviymiş gibi söylemlerle ayrıştırılmak istendi ve bu konuda da ciddi mesafeler aldılar.
Hemen her seçimde son dakikada AKP’ye yatmakla suçlanan Saadetliler bu kez gerçekten büyük ayıp ettiler.
Saadetliler derken dönüp oy verenleri kastettiğimi bilmenizi isterim.
Oysa Saadet Partisi 1 Kasım seçiminde hemen hemen her yerde olabildiğince ciddi bir çalışma yürüttü.
Ama yine olmadı ve kısır döngü kırılamadı.
Oy verir diye beklenen seçmen yine AKP’ye oy verdi ve herkesi aslında yanıltmadı.
Şimdi gelelim AKP’ye.
Biliyorum onlar AKP dememizden rahatsızlar ama ben yazıldığı gibi okuyorum.
AKP, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci inanılmaz iyi yönetti.
Bir yandan 7 Haziran’da kendisinden kaçan oyları geri almak, diğer yandan Ülkücüleri etkilemek için ciddi çaba sarf etti.
Eh Meral Akşener ve Sinan Oğan gibi iki önemli ismin üzerinin çizilmesi, Saffet Sancaklı gibi bu kentte parsını alıp top oynamanın dışında katkısı bulunmayan bu kente 5 kuruşluk katkı sunmayan bir ismi listenin başında tutmak bu kentte MHP’nin sonunu hazırladı.
AKP, eline 7 Haziran sonuçlarını alıp nerede hangi sokakta, hangi sandıkta ne kadar oy kaybettiğinin röntgenini çekip çıkarttı.
Sonrada çok ciddi bir çalışma ile kendisinden kaçan seçmeni yeniden kendisine dönmeye ikna etti.
Başarılı da oldu.
7 Haziran’da giden oylar, ilave seçmenlerin de katılımı ile AKP hanesine geri döndü.
CHP adayları sokakları, mahalleleri dolaşıp fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırken istihbarat için özel bir çalışmaya bile gerek duymayan AKP’ye güzel doneler verdi.
CHP adayları kimleri dolaşıp fotoğraflarını medyada paylaştıysa arkalarından aynı yere giden AKP’liler onları ikna edecek sihirli cümleleri kullandı.
Sonuç mu?
7 Haziran öncesi tamam AKP gitti diyenlerin tahmini tutarken 1 Kasım’da bu iş 7 Haziran tekrarı olur diyenlerin söylemleri tutmadı.
İşte can alıcı soru bu.
7 Haziran’da sonucu bilenler
Kasım’da neden yanıldı?
Gerçekten ilginç
Evet,’ MHP uzlaşmaz, MHP Hayırcı’ söylemlerini iyi kullanan AKP, destekçisi yandaş medya ile MHP seçmenine yönelik ciddi bir linç kampanyası başlattı.
CHP’den oy alamayacağını bilen AKP’nin hedefinde öncelikle ülkücüler ardından da Güneydoğu da Kürtler vardı.
Kürtlere yönelik söylemlere gerek yoktu.
Çünkü yıllardır terör sorunu ile insanlar acı çekiyor,
Esnaf kan ağlıyor,
Her olayın ardından, her patlayan silahın ardından sokak eylemleri esnafı, sokaktaki normal vatandaşın hayatını olumsuz etkiliyordu.
Hâlbuki çözülme süreci sırasında terör olabildiğince azalmış, nispeten sokaklarda eskiye oranla huzur sağlanmıştı.
7 Haziran’ın ardından sokakların yeniden karışması, çok acı olayların yeniden başlaması başta Güneydoğu halkı olmak üzere ülkede büyük kaygılara neden oldu.
Bu sürecin tek sorumlusu PKK’dır diyerek işin içinden sıyrılmak kolaylık olur.
Türkiye partisi olacağız diyen 7 Haziran’da emanet olsa dahi oyları alarak büyük zafer kazanan HDP’de seçim sürecini kötü yönetti.
Saz çalan SELO gitti yerine süreçte iki taraf arasında sıkışıp kalmış bir parti görünümü topluma lanse edildi.
Başarılı da olundu.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarılı olabilmek ve solu iktidara taşıyabilmek adına parti meclisini defalarca değiştirmesine rağmen bunda başarılı olamadı. Başarılı olamadı çünkü bir kısım şer odakları tarafından üzerine yapıştırılan ALEVİ yaftası ile Müslümanların gözünden düşürülmeye çalışıldı. Alçakça yürütülen bu söylemler etkili oldu.
Belki aleni böyle bir söylemi kimse kullanmıyordu ama nereye gitseniz bu sözler bir şekilde karşınıza dikiliyordu.
Hâlbuki kapı komşumuzun alevi, suni, ya da başka bir mezhepten, inançtan olduğuna bugüne kadar bakmayan Türk toplumu, bu Kürtmüş, bu Aleviymiş gibi söylemlerle ayrıştırılmak istendi ve bu konuda da ciddi mesafeler aldılar.
Hemen her seçimde son dakikada AKP’ye yatmakla suçlanan Saadetliler bu kez gerçekten büyük ayıp ettiler.
Saadetliler derken dönüp oy verenleri kastettiğimi bilmenizi isterim.
Oysa Saadet Partisi 1 Kasım seçiminde hemen hemen her yerde olabildiğince ciddi bir çalışma yürüttü.
Ama yine olmadı ve kısır döngü kırılamadı.
Oy verir diye beklenen seçmen yine AKP’ye oy verdi ve herkesi aslında yanıltmadı.
Şimdi gelelim AKP’ye.
Biliyorum onlar AKP dememizden rahatsızlar ama ben yazıldığı gibi okuyorum.
AKP, 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci inanılmaz iyi yönetti.
Bir yandan 7 Haziran’da kendisinden kaçan oyları geri almak, diğer yandan Ülkücüleri etkilemek için ciddi çaba sarf etti.
Eh Meral Akşener ve Sinan Oğan gibi iki önemli ismin üzerinin çizilmesi, Saffet Sancaklı gibi bu kentte parsını alıp top oynamanın dışında katkısı bulunmayan bu kente 5 kuruşluk katkı sunmayan bir ismi listenin başında tutmak bu kentte MHP’nin sonunu hazırladı.
AKP, eline 7 Haziran sonuçlarını alıp nerede hangi sokakta, hangi sandıkta ne kadar oy kaybettiğinin röntgenini çekip çıkarttı.
Sonrada çok ciddi bir çalışma ile kendisinden kaçan seçmeni yeniden kendisine dönmeye ikna etti.
Başarılı da oldu.
7 Haziran’da giden oylar, ilave seçmenlerin de katılımı ile AKP hanesine geri döndü.
CHP adayları sokakları, mahalleleri dolaşıp fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırken istihbarat için özel bir çalışmaya bile gerek duymayan AKP’ye güzel doneler verdi.
CHP adayları kimleri dolaşıp fotoğraflarını medyada paylaştıysa arkalarından aynı yere giden AKP’liler onları ikna edecek sihirli cümleleri kullandı.
Sonuç mu?
7 Haziran öncesi tamam AKP gitti diyenlerin tahmini tutarken 1 Kasım’da bu iş 7 Haziran tekrarı olur diyenlerin söylemleri tutmadı.
İşte can alıcı soru bu.
7 Haziran’da sonucu bilenler
Kasım’da neden yanıldı?
Gerçekten ilginç
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Polis Yahya Kaptanlılara gece yarısı ceza yağdırdı 14 Ekim 2025 Salı
- Vay be Reisi 12 milyar dolara sattılar! 15 Nisan 2025 Salı
- Amanın Siyaset DEMli osun! 11 Nisan 2025 Cuma
- İmamoğlu'na gizli Gökçek'e aleni tanık var... 26 Mart 2025 Çarşamba
- Papağan medya 24 Mart 2025 Pazartesi
- Ne korkarım ne geri adım atarım 22 Mart 2025 Cumartesi
- TÜİK sizi düşünmüş 04 Temmuz 2024 Perşembe
- Ölüyü diriyi öptünüz gözünüzü esnafa diktiniz! 14 Mayıs 2024 Salı
- 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası Türkiye'de neler yaşandı? 04 Mayıs 2024 Cumartesi
- Kılıçdaroğlu, yeni bir yol açtı 04 Nisan 2024 Perşembe