Bayılıyorum!
09 Ocak 2019
17:02
Bilimde, sporda, sanatta, ekonomide, akademik alanda durumumuz ortada!
Enişte baldız bacanak kadrolarıyla ilk 500 hedefliyoruz!
Ya edebiyatta ne durumdayız!
Kaç yazarımızın romanı dillerden dillere çevriliyor?
Dünya tiyatrolarına uyarlanmış kaç eser ürettik?
Kendi şairlerimizin yazarlarımızın kitaplarını ne kadar alıp okuduğumuz ortada!
Kitapçıya giren az sayıdaki okurumuz da ilk önce yabancı yazarların veya popüler isimlerin kitaplarını karıştırıyor.
Çoğu şairimiz, kendi kitabını kendisi parasıyla bastırıp satılmayınca, arkadaşlarına eşine dostuna hatıra kalsın diye hediye etmek zorunda kalıyor.
Çok fazla yitik değere sahibiz.
Belki de açılıp okunsa yazarı tarafından hediye edilmiş kim bilir ne eşsiz eserler vardır, eşyalarımızın arasında!
Kütüphanelerimizde mi demem gerekiyordu! Kaçımızın evinde kütüphane var?
Eskiden kütüphaneli çekyatlarımız vardı şimdi ki çekyatlar, kolay şarj üniteli!
Yatarken, sosyal medyada rahat rahat edebiyat parçalayabilelim diye!
Peki! Okumadan edebiyat olur mu?
Olur da! Ona edebiyat denmez, kara mizah denir, komedram denir.
Bende bayılıyorum sosyal medyada edebiyatçılarına.
En çok ta siyasi edebiyatçılara.
Bayılıyorum! Başkalarının sayfalarında parçalanmış edebiyatları birleştirip kendi sayfasında tekrar tekrar parçalayanlara.
Bayılıyorum! En az 5 yıl önce tedavülden kalkan sözleri yeni keşfetmiş gibi büyük harflerle tazeleyenlere.
Aslında; O sözleri bir kitapta toplayıp yabancı dillere uyarlayıp satsak diyorum! Dünya siyasi edebiyatına belki katkımız olur!
Hani hepiniz bilirsiniz işte, mesela!
Benim yolum çetindir ayağını seven gelmesin.
Beni bilen bilir bilmeyende kendi bilir.
Kendim için istiyorsam namerdim.
Aday ol baskılarına dayanamadım.
İçinizden biriyim.
Gelin birlikte yönetelim.
İşimiz hizmet gücümüz millet.
Kendimi milletime hizmete adadım.
Hiç eskimeyen sözler değil mi, aklıma gelen adrese teslim bol maneviyatlı onlarca klişeleşmiş söz var da, başım ağrımasın diye yazmıyorum, zaten her kes her şeyi biliyor.
Birde şey çok güzel bayılıyorum o söze!
Hani Mehmet Akif’in bir şiirinde geçer ve maalesef kullanmayan siyasetçi kalmadı gibi.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
Ne söz ama!
Sırf bu dizeyi bile anlatmak için en a 10 kitap yazılır da okuyanı olmaz!
O şirin tamamını anlayarak için okuyan kaç kişi var bilmem ama hastalığımızın tam teşhisi diyebilirim.
Hakket! tefrika nedir? Millete nasıl girer? Girmişse nasıl çıkar? Yürekler ne yaparsak birlikte vurur? Niye vurmuyor? Kimlerin nefsi engel oluyor bu sözü ağızlarından düşürmeyenler hiç düşünmüş mü? Çok merak ediyorum.
Kendileri gibi düşünmeyen, kendileriyle aynı tarafta olmayan, aynı adreslere sadakatle bağlanmayanları insan yerine koymayanların, siyasi edebiyat adına bu sözleri kirletmesine BAYILMIYORUM!
Sıradanlaştırdıkları siyasi edebiyat manzumeleri onların olsun, lütfen ve bari böyle güzel sözleri değersizleştirmesinler.
İnanacak kimse kalmadığı için kimse kimseye gerçekten inanmıyor, sadece çıkarları gereği inanmış gibi yapıyor.
Belki de en üzücü olan da bu.
Bu sefer de Salı gününüz mübarek olsun.
Selam ve dua ile.
Enişte baldız bacanak kadrolarıyla ilk 500 hedefliyoruz!
Ya edebiyatta ne durumdayız!
Kaç yazarımızın romanı dillerden dillere çevriliyor?
Dünya tiyatrolarına uyarlanmış kaç eser ürettik?
Kendi şairlerimizin yazarlarımızın kitaplarını ne kadar alıp okuduğumuz ortada!
Kitapçıya giren az sayıdaki okurumuz da ilk önce yabancı yazarların veya popüler isimlerin kitaplarını karıştırıyor.
Çoğu şairimiz, kendi kitabını kendisi parasıyla bastırıp satılmayınca, arkadaşlarına eşine dostuna hatıra kalsın diye hediye etmek zorunda kalıyor.
Çok fazla yitik değere sahibiz.
Belki de açılıp okunsa yazarı tarafından hediye edilmiş kim bilir ne eşsiz eserler vardır, eşyalarımızın arasında!
Kütüphanelerimizde mi demem gerekiyordu! Kaçımızın evinde kütüphane var?
Eskiden kütüphaneli çekyatlarımız vardı şimdi ki çekyatlar, kolay şarj üniteli!
Yatarken, sosyal medyada rahat rahat edebiyat parçalayabilelim diye!
Peki! Okumadan edebiyat olur mu?
Olur da! Ona edebiyat denmez, kara mizah denir, komedram denir.
Bende bayılıyorum sosyal medyada edebiyatçılarına.
En çok ta siyasi edebiyatçılara.
Bayılıyorum! Başkalarının sayfalarında parçalanmış edebiyatları birleştirip kendi sayfasında tekrar tekrar parçalayanlara.
Bayılıyorum! En az 5 yıl önce tedavülden kalkan sözleri yeni keşfetmiş gibi büyük harflerle tazeleyenlere.
Aslında; O sözleri bir kitapta toplayıp yabancı dillere uyarlayıp satsak diyorum! Dünya siyasi edebiyatına belki katkımız olur!
Hani hepiniz bilirsiniz işte, mesela!
Benim yolum çetindir ayağını seven gelmesin.
Beni bilen bilir bilmeyende kendi bilir.
Kendim için istiyorsam namerdim.
Aday ol baskılarına dayanamadım.
İçinizden biriyim.
Gelin birlikte yönetelim.
İşimiz hizmet gücümüz millet.
Kendimi milletime hizmete adadım.
Hiç eskimeyen sözler değil mi, aklıma gelen adrese teslim bol maneviyatlı onlarca klişeleşmiş söz var da, başım ağrımasın diye yazmıyorum, zaten her kes her şeyi biliyor.
Birde şey çok güzel bayılıyorum o söze!
Hani Mehmet Akif’in bir şiirinde geçer ve maalesef kullanmayan siyasetçi kalmadı gibi.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
Ne söz ama!
Sırf bu dizeyi bile anlatmak için en a 10 kitap yazılır da okuyanı olmaz!
O şirin tamamını anlayarak için okuyan kaç kişi var bilmem ama hastalığımızın tam teşhisi diyebilirim.
Hakket! tefrika nedir? Millete nasıl girer? Girmişse nasıl çıkar? Yürekler ne yaparsak birlikte vurur? Niye vurmuyor? Kimlerin nefsi engel oluyor bu sözü ağızlarından düşürmeyenler hiç düşünmüş mü? Çok merak ediyorum.
Kendileri gibi düşünmeyen, kendileriyle aynı tarafta olmayan, aynı adreslere sadakatle bağlanmayanları insan yerine koymayanların, siyasi edebiyat adına bu sözleri kirletmesine BAYILMIYORUM!
Sıradanlaştırdıkları siyasi edebiyat manzumeleri onların olsun, lütfen ve bari böyle güzel sözleri değersizleştirmesinler.
İnanacak kimse kalmadığı için kimse kimseye gerçekten inanmıyor, sadece çıkarları gereği inanmış gibi yapıyor.
Belki de en üzücü olan da bu.
Bu sefer de Salı gününüz mübarek olsun.
Selam ve dua ile.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Sol’a Dikkat! 02 Mayıs 2023 Salı
- Sevgi mi, Nefret mi?Adını Sen Koy. 30 Nisan 2023 Pazar
- Kime Oy Verelim -3- 24 Nisan 2023 Pazartesi
- Kime oy vereceğiz 2 17 Nisan 2023 Pazartesi
- Kime oy vereceğiz? 14 Nisan 2023 Cuma
- Erdoğan mı? Kılıçdaroğlu mu? 12 Nisan 2023 Çarşamba
- Ana Muhalefetin Aday Adayları Hakkında 05 Nisan 2023 Çarşamba
- 100.000 imza hakkında! 27 Mart 2023 Pazartesi
- Muharrem İnce 2. Tura Kalabilir Mİ? 21 Mart 2023 Salı
- Eskiden Amerika, Brezilya ve Hint dizileri ilgi çekermiş. 17 Mart 2023 Cuma