Doğu Türkistan hakkında
05 Şubat 2019
13:50
İlk önce gözlerinizi kapatın ve düşünün.
Kendi ülkenizde işgal altında yaşıyorsunuz.
Yer altı ve yer üstü kaynaklarınız sömürülmüş.
Sizi işgal eden ülkenin kolluk kuvvetleri tarafından denetleniyor, baskı ve gözlem altında tutuluyorsunuz!
Ülkenizin adı değiştiriliyor ses çıkartamıyorsunuz ve onların istediği gibi düşünmeniz için, her türlü işkence ve baskıya maruz kalıyorsunuz.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi!
Oruç tutmak istiyorsunuz! Yasak.
Namaz Kılmak istiyorsunuz! Yasak.
Hacca gitmeyi aklınızın ucundan bile geçiremiyorsunuz!
Yurt dışına çıkmanız ülkenizde yaşananları anlatabileceğiniz gerekçesiyle! Yasak.
Din eğitim almak istiyorsunuz! Terörist faaliyet sayıldığı için! Yasak!
Çocuklarınıza dininizi çağrıştıran isimleri koyamıyorsunuz! Yasak!
Düşünün, düşünün daha düşünün hemen açmayın gözlerinizi!
Muhammed yasak, Ebubekir yasak, Ömer yasak, Osman yasak, Ali yasak.
Şayet eskiden konmuş bir isim ise acilen değiştirmeniz lazım, isminizi değiştirmezseniz, asi sayılıp her türlü baskıya maruz kalabilir ıslah edilmek için nazi vari! kamplara yollanabilir siniz.
Namusunuzu koruyamazsınız!
Misal kızınız veya karınız inancı gereği uzun elbise giyerse “bir buçuk metre boyundaki bir insan müsveddesi sözde polis, kızınızın veya karınızın eteğini bluz’ ünü makasla kesip bir daha yapmasın bu ona ders olsun diye ifşa edip evine yarı çıplak sayılacak bir vaziyette gönderebilir.
Başörtüsünü! Aklından bile geçirme.
Değil can güvenliği! organların dahi güvende değil, alınıp satılabilir!
Özgürlük mü! Oda ne? Topluma kazandırma adı altında nazi benzeri kamplara alınıp akla hayale gelmeyen fiziki ve ruhsal işkencelere maruz bırakılabilirsin.
Kampta değilsen sürekli izleniyorsun demektir, kiminle, nerede, ne kadar, ne sıklıkla, niye konuştuğun, ne konuştuğun çok önemli, bu yüzden başına bin türlü bela açılabilir, yeter ki o bir buçuk metre boyunda ki o üniformalı yavşak senden şüphe duysun!
Bu kamplardan fiziksel veya ruhsal bir hasar almadan kurtulma ihtimalin yok denecek kadar az.
Ailenden ve akrabalarından haber alamıyorsun!
Düşünebiliyor musun, Allah muhafaza insan kafayı yer değil mi!
Daha üzücüsü ne biliyor musun?
Sana!
Ne soydaşların ne de dindaşların doğru dürüst sahip çıkmıyor!
O ülkelerde ki bir avuç insan, insanlık adına senin sesin soluğun olmaya çalışıyor ama “kısık bir ses” yetmiyor! Yeterli olmuyor.
Kimi, senin yaşadıklarına Amerikan oyunu diyor.
Kimi de, bu insanlık suçunu sana zulmeden o vahşi insan topluluğunun iç işler olarak değerlendiriyor.
Hatta gerçekten bunu hak ettiğini, senin suçlu olduğunu düşünenler bile olabiliyor!
Bu senin soydaş ve dindaş ülkelerin, aklına gelen gelmeyen herkese sahip çıkıyor onları duyuyor, onlara olumsuz tek bir laf bile etmiyor, ama bir tek seni anlamıyor!
Sebep tek, çünkü sen TÜRK’SÜN!
Türk olmayıp Müslüman olsan inan böyle sahipsiz kalmazdın, tarihimiz bu söylediğimi ispatlayacak onlarca örnekle doludur.
Şimdi ister insan olarak, ister Türk olarak, ister Müslüman olarak aç gözlerini.
Bu anlattıklarımın kat be kat fazlası Doğu Türkistan’da yaşanıyor.
Kızıl Çin zulmünü Müslüman Türklerden esirgemiyor.
Müslümanlar ve Türklerde siyasi ve ticari gerekçelerden dolayı onlara gereğince sahip çıkmıyor.
Hani William Shakespeare demiş ya olmak yada olmamak işte bütün mesele bu diye!
Evet kıymetli okuyucu, TÜRK olmak yada olmamak İŞTE BÜTÜN MESELE BU.
Allah DOĞU TÜRKİSTAN’DA kızıl çin zulmü altında yaşayan soydaş ve dindaşlarımıza yardım etsin, bizden onlara ne burada ne orada fayda yok!
Şimdi bu durumda yaklaşan Cuma günümüz tüm bunlara rağmen yine de mübarek olacaksa olsun!!! Ne diyeyim Vatan sağ olsun.
Selam ve dua ile.
Kendi ülkenizde işgal altında yaşıyorsunuz.
Yer altı ve yer üstü kaynaklarınız sömürülmüş.
Sizi işgal eden ülkenin kolluk kuvvetleri tarafından denetleniyor, baskı ve gözlem altında tutuluyorsunuz!
Ülkenizin adı değiştiriliyor ses çıkartamıyorsunuz ve onların istediği gibi düşünmeniz için, her türlü işkence ve baskıya maruz kalıyorsunuz.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi!
Oruç tutmak istiyorsunuz! Yasak.
Namaz Kılmak istiyorsunuz! Yasak.
Hacca gitmeyi aklınızın ucundan bile geçiremiyorsunuz!
Yurt dışına çıkmanız ülkenizde yaşananları anlatabileceğiniz gerekçesiyle! Yasak.
Din eğitim almak istiyorsunuz! Terörist faaliyet sayıldığı için! Yasak!
Çocuklarınıza dininizi çağrıştıran isimleri koyamıyorsunuz! Yasak!
Düşünün, düşünün daha düşünün hemen açmayın gözlerinizi!
Muhammed yasak, Ebubekir yasak, Ömer yasak, Osman yasak, Ali yasak.
Şayet eskiden konmuş bir isim ise acilen değiştirmeniz lazım, isminizi değiştirmezseniz, asi sayılıp her türlü baskıya maruz kalabilir ıslah edilmek için nazi vari! kamplara yollanabilir siniz.
Namusunuzu koruyamazsınız!
Misal kızınız veya karınız inancı gereği uzun elbise giyerse “bir buçuk metre boyundaki bir insan müsveddesi sözde polis, kızınızın veya karınızın eteğini bluz’ ünü makasla kesip bir daha yapmasın bu ona ders olsun diye ifşa edip evine yarı çıplak sayılacak bir vaziyette gönderebilir.
Başörtüsünü! Aklından bile geçirme.
Değil can güvenliği! organların dahi güvende değil, alınıp satılabilir!
Özgürlük mü! Oda ne? Topluma kazandırma adı altında nazi benzeri kamplara alınıp akla hayale gelmeyen fiziki ve ruhsal işkencelere maruz bırakılabilirsin.
Kampta değilsen sürekli izleniyorsun demektir, kiminle, nerede, ne kadar, ne sıklıkla, niye konuştuğun, ne konuştuğun çok önemli, bu yüzden başına bin türlü bela açılabilir, yeter ki o bir buçuk metre boyunda ki o üniformalı yavşak senden şüphe duysun!
Bu kamplardan fiziksel veya ruhsal bir hasar almadan kurtulma ihtimalin yok denecek kadar az.
Ailenden ve akrabalarından haber alamıyorsun!
Düşünebiliyor musun, Allah muhafaza insan kafayı yer değil mi!
Daha üzücüsü ne biliyor musun?
Sana!
Ne soydaşların ne de dindaşların doğru dürüst sahip çıkmıyor!
O ülkelerde ki bir avuç insan, insanlık adına senin sesin soluğun olmaya çalışıyor ama “kısık bir ses” yetmiyor! Yeterli olmuyor.
Kimi, senin yaşadıklarına Amerikan oyunu diyor.
Kimi de, bu insanlık suçunu sana zulmeden o vahşi insan topluluğunun iç işler olarak değerlendiriyor.
Hatta gerçekten bunu hak ettiğini, senin suçlu olduğunu düşünenler bile olabiliyor!
Bu senin soydaş ve dindaş ülkelerin, aklına gelen gelmeyen herkese sahip çıkıyor onları duyuyor, onlara olumsuz tek bir laf bile etmiyor, ama bir tek seni anlamıyor!
Sebep tek, çünkü sen TÜRK’SÜN!
Türk olmayıp Müslüman olsan inan böyle sahipsiz kalmazdın, tarihimiz bu söylediğimi ispatlayacak onlarca örnekle doludur.
Şimdi ister insan olarak, ister Türk olarak, ister Müslüman olarak aç gözlerini.
Bu anlattıklarımın kat be kat fazlası Doğu Türkistan’da yaşanıyor.
Kızıl Çin zulmünü Müslüman Türklerden esirgemiyor.
Müslümanlar ve Türklerde siyasi ve ticari gerekçelerden dolayı onlara gereğince sahip çıkmıyor.
Hani William Shakespeare demiş ya olmak yada olmamak işte bütün mesele bu diye!
Evet kıymetli okuyucu, TÜRK olmak yada olmamak İŞTE BÜTÜN MESELE BU.
Allah DOĞU TÜRKİSTAN’DA kızıl çin zulmü altında yaşayan soydaş ve dindaşlarımıza yardım etsin, bizden onlara ne burada ne orada fayda yok!
Şimdi bu durumda yaklaşan Cuma günümüz tüm bunlara rağmen yine de mübarek olacaksa olsun!!! Ne diyeyim Vatan sağ olsun.
Selam ve dua ile.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Sol’a Dikkat! 02 Mayıs 2023 Salı
- Sevgi mi, Nefret mi?Adını Sen Koy. 30 Nisan 2023 Pazar
- Kime Oy Verelim -3- 24 Nisan 2023 Pazartesi
- Kime oy vereceğiz 2 17 Nisan 2023 Pazartesi
- Kime oy vereceğiz? 14 Nisan 2023 Cuma
- Erdoğan mı? Kılıçdaroğlu mu? 12 Nisan 2023 Çarşamba
- Ana Muhalefetin Aday Adayları Hakkında 05 Nisan 2023 Çarşamba
- 100.000 imza hakkında! 27 Mart 2023 Pazartesi
- Muharrem İnce 2. Tura Kalabilir Mİ? 21 Mart 2023 Salı
- Eskiden Amerika, Brezilya ve Hint dizileri ilgi çekermiş. 17 Mart 2023 Cuma